|
|
Türk erkeğini bozar(mı)? |
Roze şarabı Türk erkeği beğenmese de dünyada popülaritesi en geçen gün artıyor.
Roze şarabı nasıl bilirsiniz? Hafif bir kadın içkisi olarak mı? Yoksa pembe renkli bir içki olarak mı? Kırmızı ile beyazın arasında kalan pembe şaraplara birçok Türk erkeği renginden ötürü burun kıvırsa da, bu şarabın popülaritesi dünyada her geçen gün artıyor..
Sıcak bir yaz gününde, boğucu havada arkadaşlarınızla deniz kenarında oturmuş bir aperatif ısmarlamak üzeresiniz. Seçiminizi neden yana kullanırsınız? Köpüklü bir biradan, buz gibi bir beyaz şaraptan yoksa çilekli bir margaritadan yana mı? Peki tüm dünyada bu yazın en popüler içkisi olma yolunda emin adımlarla ilerleyen roze şaraba ne dersiniz! Şu sıralar Güney Fransa'da Cote d'Azur kıyılarında herkes roze içiyor. Bodrum'u andıran Cannes'daki, Nice'deki 'plaj partileri'nin en popüler içkisi ne mojito ne de martini. Güney Fransa'da hangi bistro'ya ya da plaj partisine giderseniz gidin herkesin elinde bu gül pembesi rengindeki şarabı görebilirsiniz. Kırmızı ile beyazın arasında kalan pembe şarap, her şeyden önce serinletici özelliğinden ötürü tercih ediliyor. Rozenin ideal içim derecesi 7 ile 10 arasında değişiyor. Bu da sıcak bir yaz gününde serinlemenize yol açıyor. Kırmızı şarabın aksine içinizi yakmıyor. Ama tüm dünyada yeni bir trend haline gelen roze şarap, ülkemizde diğer yerlere oranla biraz daha yavaş ilerliyor. Bunda, roze şarabın 'kadın içkisi' olarak algılanmasının payı büyük. Birçok erkek pembe renginden ötürü rozeye önyargılı davranıyor ve tadını bile bilmeden onu hafife alıyor. Oysa Portekiz'de, Kaliforniya'da, Fransa'da ve İspanya'daki erkekler, bu pembe şarabı ellerinden düşürmüyor.
RAKIDAN ROZEYE
Aslında şarap içme alışkanlığının da ülkemizde son birkaç yıldır var olduğunu düşünürsek, rozeye geçiş çok da umutsuz gözükmüyor. Rakı-balık keyfini bir kere tadan Türk erkeği için rakıdan şaraba geçiş hiç de kolay olmamıştı. Ama kırmızı şarabın sağlığa ne kadar iyi geldiği yönünde çıkan haberler ve yeni nesil genç kızların rakıya bir dönem avam damgası yapıştırmaları, Türk erkeğini, 'romantik', 'lezzetli' ve 'sağlıklı' kırmızı şaraba yöneltmişti. Tüm dünyada beyaz ve kırmızı şarap satışları hemen hemen aynı orandayken, ülkemizde beyaz şarap satışları toplam şarap satışının sadece yüzde 20'sini oluşturuyor. Roze şarap ise kendine sadece yüzde 1'lik bir pay bulabiliyor. Kısacası Türkiye roze şarabı tanımıyor.
İNGİLİZLER ROZEDE REKOR KIRDI
Roze şaraba burun kıvıran bir diğer toplum ise hiç kuşkusuz İngilizlerdi. Ama bu yıl İngiltere'de de roze ciddi bir trend olma yolunda ilerliyor. Öyle ki roze satışları İngiltere'de ilk kez yüzde 10 sınırını aşmış durumda. Hafif içimi ve zarif görüntüsüyle özellikle Fransızların ilk tercihi olan roze, 2006 yılında ülkede yüzde 10'luk pazar payını yüzde 17'ye çıkarmış. Neredeyse her kırmızı üzümden üretilebilen rozenin Amerika pazarındaki payı ise yüzde 11. Türkiye, yüzde 1'lik oranı ile rozeyi en az tüketen ülkelerin başında geliyor. Doluca şarapları Yönetim Kurulu Üyesi Sibel Kutman, "Bugüne dek rozeyi Antalya'ya ve güney sahillerine gelen turistler için ürettik. Ama ülkemizde de özellikle şarap bilinci gelişmiş kesimlerde roze yükselişte. Biz de bununla doğru orantıda üretime geçtik," diyor.
JOKER ŞARAP
Hem yemekle hem aperatif olarak tüketilebilen roze, aslında tam bir joker şarap niteliğinde. Etle de tüketilebiliyor, balıkla da, peynirle de. Aynı zamanda mükemmel bir aperatif olma özelliği taşıyor. Türk erkeğinin rozeye burun kıvırmasındaki neden sadece rengi değil, aynı zamanda tatlı tadı. 'İçki ne kadar tatlı olursa, o kadar hafifleşir ve kadına hitap eder' felsefesinden yola çıkan 'maço' kesim henüz rozeyi mönüsüne eklememiş olsa da, gerek firmaların bu yıl piyasaya sürecekleri yeni rozeler, gerekse tüm dünyadaki roze trendi, 'pembe şarap Türk erkeğini bozar' efsanesini ortadan kaldıracak ve rozeyi bu yazın en popüler içkisi yapacak gibi gözüküyor.
Kaynak: Superonline
|
| 02 Temmuz 2008 Çarşamba 13:56 |
| Bu sayfayı daha önce 21 kişi görüntüledi. |
| Geri |
| Bu Bölümdeki Diğer Başlıklar |
23 Kasım 2008 Pazar - Havuçlu Kek 21 Kasım 2008 Cuma - Kremalı Kadayıf topları 21 Kasım 2008 Cuma - 'Kestane Kebap' 21 Kasım 2008 Cuma - Yumurta sağlığa faydalı mı? 21 Kasım 2008 Cuma - Balığın yanına yakışan soslar 21 Kasım 2008 Cuma - Küçük tabaklardaki büyük lezzetler! 21 Kasım 2008 Cuma - Acem Pilavı 21 Kasım 2008 Cuma - Kaşık salatası 20 Kasım 2008 Perşembe - Demirhindi şerbeti içtiniz mi ? 20 Kasım 2008 Perşembe - Havuç Çorbası 20 Kasım 2008 Perşembe - Köfteli Ispanak 20 Kasım 2008 Perşembe - Şeftali Kurabiye 20 Kasım 2008 Perşembe - Fırnee nedir? 20 Kasım 2008 Perşembe - İştahı kesen yiyecekler 19 Kasım 2008 Çarşamba - Zeytinin sırları... 19 Kasım 2008 Çarşamba - Tarihi lokantalar 19 Kasım 2008 Çarşamba - Dut kurusu hoşafı 19 Kasım 2008 Çarşamba - Kestaneli ve pastırmalı lokma 19 Kasım 2008 Çarşamba - Fırında Makarna 19 Kasım 2008 Çarşamba - Kış çorbası 19 Kasım 2008 Çarşamba - Yufkalı zarf böreği 18 Kasım 2008 Salı - Kazan kebabı 18 Kasım 2008 Salı - Pişmaniyeli Soğuk Pasta 18 Kasım 2008 Salı - Prtik bilgiler!! 17 Kasım 2008 Pazartesi - Bu içecek cinsel gücü artırıyor! 17 Kasım 2008 Pazartesi - Kolay İşkembe Çorbası 17 Kasım 2008 Pazartesi - Sıcak saatler!! 17 Kasım 2008 Pazartesi - Bayatlamayan Elmalı Kek 16 Kasım 2008 Pazar - Etimekli patlıcan salatası 16 Kasım 2008 Pazar - Ta-Do-Şe Çorba
|
|
|