ADnet Reklamlarý Siz de reklam verin    
  Favorilere ekle | Açýlýþ Sayfasý Yap
Ana Sayfa Programlar Forum Video Ýletiþim

DMEQ :: Digital Media Excess Quad

  02 Aralýk 2008 Salý 19:23

 

DMEQ

 Biyografi

 Site Rehberi

 Þarký Sözü

 Video

 Forum

 Güzeller Galerisi

 Rüya Tabiri

 

Arama:

  SON DAKÝKA

Türkiye Haber Arþivi

 
 Mini Anket
Gelecek 1 Sene içerisinde Laptop almak istiyormusunuz?
Evet alacaðým
Hayýr almayacaðým
Fiyat düþmesini bekliyorum
2. Planda Düþünüyorum
Masaüstü Bilgisayarýmdan vazgeçmem
  
 
 GALERÝDEN

Ýlginç Ofis


Karakalem Çalýþmalarý


Araba Çizimleri

Genel
Raif Karadað

Raif KARADAÄž, 28 Nisan 1920 tarihinde Yanya?da doðdu. Babasý Yanya eþrafýndan bankacý Süleyman Bey?dir. Annesinin adý Selime?dir. Lozan anlaþmasý gereðince yapýlan anlaþmayla 1924 yýlýnda Türkiye?ye gelen Süleyman Bey ailesi, Ýstanbul?da Pendik?e yerleþti. Ozaman henüz 4 yaþýnda bulunan küçük Raif, daha sonra Pendik ilkokulunu bitirdi.Sonra Kadýköy ortaokulundan mezun oldu.



Rumca, Osmanlýca ve Ýngilizce bilen Raif Karadað, çocukluk ve gençlik yýllarýndan beri okumayý çok seven bir insan olarak tanýnýrdý. Onunu bu okuma aþký, daha sonraki yýllarda yazma aþkýna dönüþtü. Bu aþkla Raif Karadað, gazeteciliði kendine meslek seçti.1952 yýlýnda günlük Yeni Büyük Doðu gazetesinde yazmaya baþladý. Daha sonra Son Havadis, Tercüman ve Bizim Anadolu gazetelerinde yazmýþ, diðer taraftan da bazý dergilerde de çeþitli yazýlarýný yayýnlamýþtýr. Bu yazýlarýndan pek çoðunu daha sonra kitap haline getiren Raif Karadað, gazetecilik mesleði dolayýsýyla yaptýðý araþtýrma ve çalýþmalarýnýn meyvelerinin gazete sütunlarýnda kaybolup gitmesini hazýrladýðý kitaplarla engellemiþtir. Bu sayede milli kütüphanemizi, gerek sade ve akýcý Türkçesi, gerekse de araþtýrma deðeri yönünden birçok kýymetli eserle zenginleþtirmeye hizmet etmiþtir.



Ýþte bu araþtýrma ve çalýþmalarýnýn semeresi olan ve günümüz açýsýndan da bir ýþýk olan ve elden düþmeyen , sahasýnda tek kaynak olma özelliðini halen sürdüren Petrol Fýrtýnasý, Muhteþem Ýmparatorluðu Yýkanlar gibi eserleri halen bir ýþýk olarak elimizden düþmemektedir.



Selver hanýmla evlenen Karadað?ýn bu evlilikten iki oðlu dünyaya gelmiþtir. Murat ve Ferhat.



Raif Karadað, hem çok iyi bir insan, hem de çok iyi bir aile reisi olarak yaþadý. 22 Aralýk 1973 yýlýnda, son derece sýhhatli bir þekilde gittiði Ankara?da kaldýðý otel odasýnda, henüz genç sayýlacak bir yaþta (53 yaþýnda) esrarengiz bir þekilde vefat etmiþ, bu haber gerek ailesini ve gerekse dostlarý, hayatý boyunca mefkuresine baðlý olarak yaþadýðý milliyetçi çevresi büyük bir üzüntüyle sarsýlmýþtýr.



Raif Karadað, kendisini tanýyan ve candan seven arkadaþlarý arasýnda eski Türk illerinden kopup gelen bir rüzgar gibi hür, temiz, mert ve dürüst kiþiliði ile öyle güzel kokular getirmiþtir ki,bunlarý, býraktýðý eserleriyle de burcu burcu tüter bulursunuz. Ve bu unutulmaz eserler, onun kiþiliðini ebedileþtirmek için yeterlidir.



DÖRT KÝTABIYLA RAÝF KARADAÄž



Bulut Fikret Çöloðlu



Araþtýrmacý kimliðiyle yaptýðý, merak uyandýran yorumlar ve teþhisler. Gazeteci kimliðiyle de öneriler sunmaktan ziyade, gerçekleri açýk biçimde halka sunma ýzdýrabý. Ýnce, gizli ve aðýr, açýk eleþtiriler. Hikaye, roman tarzýnda akýcý, sade anlatým. Zaman zaman da cümleler, resmi evrak gibi fotoðraflýyor hayatý. Çarpýcý misallerle dolu savlarý, esrarengiz iddialarý bünyesinde barýndýrýyor. Edebi kimliðini de eserlerine yansýtan merhum yazar Raif Karadað, belki de yazmak istediklerinin çoðunu yazamayan, ama yazdýklarýyla da toplumumuzun geniþ kitlelerine hitap eden bir þahsiyet.



28 Nisan 1920?de, Yanya?da dünyaya gelen Raif Karadað?ýn babasý Yanya eþrafýndan bankacý Süleyman Bey ve annesi de Selime Haným?dýr. Lozan Anlaþmasý?nýn gereði olarak yapýlan nüfus mübadelesiyle, 1924 yýlýnda Türkiye?ye gelen bu aile, Ýstanbul?da Pendik?e yerleþir. Pendik Ýlkokulu?ndan sonra Kadýköy Ortaokulu?nu da bitiren Raif Karadað, Rumca, Osmanlýca ve Ýngilizce bilir. Okuma aþký yazma aþkýna dönüþünce de gazeteciliði kendine meslek olarak seçer. Yeni Büyük Doðu, Son Havadis, Tercüman ve Bizim Anadolu gazetelerinde çalýþmanýn yaný sýra, bazý dergilerde de çeþitli yazýlarý yayýnlanýr. Bu yazýlarýnýn hemen hemen hepsini kitap haline getirip, bize okunmaya deðer bir çok eser býrakýr. Baþlýca kitaplar: Binbir Gece Masallarý, Uyvar Önünde Türk Gibi, 10 Temmuz Ýnkýlabý ve Netayici, Þark Meselesi, Petrol Fýrtýnasý, Muhteþem Ýmparatorluðu Yýkanlar ve Musul Raporu?dur. Kitaplarý bir kesim tarafýndan yoðun eleþtirilere maruz kalýr. Bir kesim tarafýndansa takdire þayan bulunur. 22.12.1973?te de son derece sýhhatli iken gittiði Ankara?da, bir otel odasýnda , esrarengiz bir þekilde hayata gözlerini yumar. Ardýnda eþi Selver Haným?dan Murat ve Ferhat adýnda iki çocuk býrakan Raif Karadað?ýn vefatýndaki sýr perdesi hala kaldýrýlabilmiþ deðildir. Kendisinin bu genç yaþta esrarengiz ölümü, bize Petrol Fýrtýnasý kitabýndaki ?Irak Kralý Faysal?ýn Esrarengiz Ölümü? (s.265) baþlýklý yazýsýný hatýrlatýr. Çünkü kitaplarýnda anlattýðý menfaatler dünyasýnda yaþanan esrarengiz ölümler gibi Kral Faysal?ýn ölümü de yazarýn kaderiyle büyük benzerlik taþýr. Kitaplarýnda üstüne bastýðý gerçekler belki de onu bu dosyasý kapanmamýþ ölüme götüren nedendir. Zaten Muhteþem Ýmparatorluðu Yýkanlar kitabýnda da Sultan Abdülaziz?in intihar etmediðini, cinayete kurban gittiðini açýk delillerle iddia eder.



Ýþte yukarýda kýsaca kendisini anlatmaya çalýþtýðýmýz Raif Karadað, ülkemizde ses getiren dört kitabýyla tekrar okurlarýyla buluþtu. Emre Yayýnlarý?nýn bastýðý ve içerdiði konular itibariyle güncelliðini yitirmeyen bu dört eser: Þark Meselesi, Petrol Fýrtýnasý, Muhteþem Ýmparatorluðu Yýkanlar ve Musul Raporu. Kafalarýmýzda beliren, zor bir çok soru iþaretine, tatminkar cevaplar sunan, uzun ve yoðun emeklerin semeresi bu eserler, sanýrým tartýþýlmaya uzun yýllar devam edecektir.



Þark Meselesi:



?Þark meselesi, þimdiye kadar, yalnýz bir türlü tarif edilmiþ deðildir. Fakat, muhtelif tarihçilerin, birbirinden ayrý muhtelif tarifleri arasýnda ciddi benzerlikler vardýr. Bu bakýmdan, þark meselesi bazý farklarla, umumiyetle ayný görüþ çerçevesinde mütalaa edilmiþtir.? Meseleye bu bakýþ açýsýyla giren yazarýn, yaklaþýmlarýný örnek verdiði araþtýrmacýlar: Fransýz müverrih Sinyobos, Albert Sorel, Borjva, Edward Deriyo ve görüþleri ilerici batý tarihçileri arasýnda kabul gören Rus Soloviyef. Anlatýlmak istenen genel sorun batýlý milletlerin genel karakterleri, harici siyasetleri, doðuyu sömürgeleþtirmelerinde kendi içlerindeki mücadeleleri ve bunlarýn doðuya yansýmasý, meydana gelen olaylar. Bu sorunda Avrupa ile Asya?nýn çarpýþmasý tarihin Hürmüzü ile Ehrimeni olarak tarif ediliyor. Yazarýn örneklerinde Deriyo ?Ýslam?ý arkadan vurmak, yataðýnda ezmek istiyordu? sözüyle Coðrafi Keþiflerin asýl niyetini ifþa ederken, Albert Sorel ?Türkler Avrupa?da görünür görünmez ortaya bir þark meselesi çýktý... Türklerin, uyuklayan Avrupalýnýn afyonunu patlatmasý hadisesi öylesine derin bir tesir yapmýþtýr ki aradan yedi asýr gelip geçmiþ olmasýna ve bir gün eski dipdiri delikanlýnýn hasta adam(?) þekline sokulmasýna raðmen, Avrupalýnýn yirmi batýn torunlarý dahi bu Türk hastalýðýndan kurtulamamýþtýr? diyor. Þark meselesini ikiye ayýran yazar, sadece dini ilgilendiren kýsmýný Ýslam?ýn geliþimine götürürken; dini ve iktisadi kýsmýný da Osmanlý ile baðdaþtýrýyor. Yazara göre geniþ manasý ile mesele Müslümanlar ile Hýristiyanlar arasýndaki anlaþmazlýk, mücadele, müsademelerden meydana gelen olaylarýn heyet-i umumiyesi; asli mahiyeti ve en þiddetli þekilde devamý, Türklerin Ýslam?a yardýmcý ve baþ olmalarýdýr. Bunun akabinde Türklerin deðiþik cephelerde, zamanlarda, meseleye karþýlýk yaptýklarý, siyasetleriyle anlatýlýrken; Bizanslýlarýn, Haçlýlarýn, Habsburglarýn, Fransýzlarýn, Ýtalyanlarýn, Greklerin, Ruslarýn, Ýngilizlerin þark siyaseti geniþ tafsilatýyla anlatýlýyor. Bugün þarktaki hadiselerin gerçek sebeplerinin tespitiyle, kitabýn 18. sayfasýna meselenin son asýrlardaki özüne temas ediliyor: ?Bilhassa, XIX. Asrýn yarýsýndan sonra ve XX. Asýrda, petrolün þark memleketlerinde mebzul miktarda oluþu ve hammaddenin kömür ile müteharrik sanayi ve nakliye vasýtalarýnda kullanýlmaya baþlamasý, batýlý sanayileþmiþ milletleri, þark meselesini bir iktisadi mesele, daha doðru tabiri ile bir petrol meselesi haline sokmaya mecbur etti.?



Petrol Fýrtýnasý:



?Petrol, XX.asrýn en kýymetli hammaddesi... Dünyanýn en kudretli ve rakipsiz hammaddesi haline getirildikten sonra, yeryüzüne çýkarýlabildiði her yerde ihtilaller, kýtaller, hükümet darbeleri birbirlerini kovalamýþ ve petrole sahip memleketlerin halklarý hiçbir zaman rahat bir nefes alamamýþtýr.? Yazdýklarýnýn hakikatin tam ifadesi olamayacaðýný ama hakikate en yakýn olduðunu ifadeyle, anlatýlanlarýn hayal mahsulü ve mübalaðalý olmadýðýnýn altýný çizen yazar, 1900?lerde belirlenen petrolün istikbalini ?petrol dünyayý idare edecek kuvvettir? sözleriyle açýklýyor. Yazara göre petrol XX. asrýn dillerden ve dudaklardan düþmeyen en kudretli maddesi, nice devletleri birer oyuncak, nice devletlileri de birer alet haline getiren, hiçbir þeyi tesadüflere býrakmayan, daima neticeyi kendi lehine çeviren ana unsurdur. Kendi anlatýmýyla ?tarih kitaplarýnýn þark siyaseti adýný verdikleri bu mücadelenin mihrakýný teþkil eden petrol nelere kadir deðildi?. Kitapta tetkik edilen konu petrolün dünya siyasetine nasýl hakim olduðu, bu hakimiyet için yapýlan mücadelelerdir. Bu devler mücadelesinin sonucunda devletlerin nasýl yýkýldýklarý, dünya haritasýnýn yeni baþtan nasýl tanzim edildiði anlatýlýyor. Yazar yaþanmýþ ve yaþanmakta olan mücadeleyi insafsýz, merhametsiz olarak nitelendiriyor. ?harp ve sulh, hammadde kaynaklarý üzerinde ve bu kaynaklarýn bulunduðu sahalar civarýnda cereyan eden gizli ve korkunç bir takým mücadelelerin eseridir? diyen yazar, araþtýrmalarýný bu bölgeler üzerinde yoðunlaþtýrýyor. Bundan önce Deterding?in baþýnda bulunduðu Ýngiliz Royal-Dutch Shell grubuyla, Rockfeller?in baþýnda bulunduðu Amerikan Standard Oil hakkýnda, kuruluþlarýndan, geliþimlerine kadar geniþ bilgi verilerek, petrol bölgelerindeki mücadeleleri ve diðer devletlerin bu yarýþa katýlma çabalarý anlatýlýyor. Bu þirketlerin Osmanlý ve sonrasýnda Türkiye, Ýran, Irak, Suudi Arabistan, Romanya, Venezüella, Kolombiya, Nikaragua, Meksika gibi ülkelerdeki faaliyetleri; Musul, Bakü petrolleri konusundaki çalýþmada diðer ülkelerle (Rus, Alman, Fransýz) yaþadýklarý çatýþmalar, yaptýklarý yarýþlar ve yapmacýk dostluklar okura sunuluyor. Bu mücadelede gizli servislerin rolü, hükümetlerin çabalarý, oynanan siyasi oyunlar ve Kurtuluþ Savaþý?ndaki Yunanlýlar gibi kullanýlan milletler gözler önüne seriliyor. Kitaptan ülkemiz adýna çýkarýlabilecek en önemli sonuç ise petrolün yazarýn tabiriyle 600 yýllýk muhteþem imparatorluðu yýkýma götürmesidir.



Muhteþem Ýmparatorluðu Yýkanlar:



Görüldüðü gibi, batýnýn þark siyasetinin ana öðesi petrol ve onun yýkýma götürdüðü koskoca bir imparatorluk. Yazar genel olarak ?bir millet eðer tarihini bilmiyorsa, tarihi yanlýþ öðretiliyor ve bilerek baþka bir istikamete sevk ediliyorsa, o millet için çöküþ mukadderdir? yorumuyla yukarýda bahsetmeye çalýþtýðýmýz eserlerinin devamýnda, kendisini böyle bir araþtýrmaya iten nedeni vurguluyor ve pek geri deðil, yüz yýl evveline giderek ?bu anlama keyfiyetini yerine getirmek için bu tecrübeyi yaptýk ve Sultan Abdülaziz?in katli hadisesini ele aldýk; zira, bu mevzu üzerinde, Türk milletinin salahiyetli bildiði zevatýn hemen hepsinin yazdýklarý, birbirinin devamý ve teyidi mahiyetinde olarak daima bir istikamette geliþmiþ ve hepsi bir noktada ittifak etmiþlerdir: Sultan Abdülaziz katledilmiþtir, intihar etmemiþtir? diyor. Osmanlýnýn yýkýlma sürecinde meydana gelen ve hala tartýþýlan bu olayý ele alarak, yazar geniþ çaplý bir araþtýrmayý okurlarýna sunuyor. Haçýn hilale açtýðý savaþta Osmanlý?nýn dönüm noktasý meþrutiyet dönemiyle konuya girerek, yönetimiyle, muhalefetiyle, Avrupasýyla dönemi anlatýyor. Mustafa Reþit Paþa?nýn þahsiyeti, çalýþmalarý; Ýngiltere ve Rusya?nýn Osmanlý üzerindeki emellerine deðiniliyor. Sultan Abdülaziz Han?ýn tahta çýkýþýyla yaþanan geliþmeler, denizcilikte yapýlan yenilikler, Kýrým Harbi, Karadað meselesi, batýlý devletlerin ittifaklarý, mülki ýslahatlar anlatýlýyor. Ermeni Baþpiskoposu, Rum Patriði ve Hahambaþý?nýn yaný sýra ismi en çok zikredilen þahýslarsa Mustafa Reþit Paþa, Rus Sefiri Prens Mençikof, Mustafa Fazýl Paþa, Mithat Paþa, Ahmet Mithat Efendi, Ali Suavi, Namýk Kemal, Hüseyin Avni Paþa, Ali Paþa, Fuat Paþa, Ýngiliz Sefir Elliot ve Jöntürklerdir. Bu þahýslar ve menfaat çevreleri etrafýnda Abdülaziz Han?ýn katli vakasý sanki halka sunulmuþ bir rapor þeklinde delillerle ispata çalýþýlýyor.



Musul Raporu:



Osmanlý Ýmparatorluðu?nun yýkýlýþýndan sonra yeni Türk Devleti?nin sýnýrlarýna dahil edilemeyen, dibimizde olmasýna raðmen varlýðýný baþka bayrak altýnda devam ettiren, siyasi oyunlar kurbaný Musul. Ýmparatorluðun yok edilmesi sürecinde, topraðýnda barýndýrdýðý binlerce ton petrol ile Ortadoðu?nun en stratejik yerlerinden birisi Musul. Raif Karadað?a göre ?Osmanlý Ýmparatorluðu?nun kesin tasfiyesinin yapýldýðý yer Ýsviçre?ni Lozan þehridir. Türkiye Lozan?da, sadece bir imparatorluðu ve ona baðlý müesseseleri deðil, Türklükleri þüphe götürmez bir çok Türk topraðýný da yeni devletin hudutlarý dýþýnda býrakmýþtýr. Türk milleti için daima ýzdýrap konusu olacak bu yerlerden bir tanesi de Musul?dur.? Yazdýðý eserleri birbirine zincir halkasý gibi baðlý olan Raif Karadað, Musul Raporu kitabýyla son halkayý tamamlar. O kaybettiklerimizde en çok ses getiren Musul?u ele alarak üzerinde çalýþtýðý raporu deðiþtirmeden aynen sunar. Zamanýn Belgrad büyükelçisi Hikmet Bey?in ?Sevr anlaþmasýnýn Türkiye?den koparmak istediði araziden fazla önemli bir arazi parçasýný koparmýþtýr? sözünün ispatýdýr eser. Musul Raporu, 1924?te Musul meselesinin Cemiyet-i Akvam?a intikaliyle oluþan bir çalýþmadýr. Cemiyet-i Akvam bir rapor hazýrlamasý için eski Macaristan baþbakaný Kont Teleki baþkanlýðýnda, Ýsveç büyükelçisi Mösyö Auf Wirseen, Belçikalý Albay Paolis?ten oluþan bir komisyon kurar.Türkiye?den komisyona görevli olarak Cevad Paþa gönderilir. Ýþte bu eser Þubat-Temmuz 1925 tarihlerinde komisyonun bölgeyi dolaþarak hazýrladýðý, Cemiyet-i Akvam?ýn karar vermesinde etkili olan raporla, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görüþlerini almak üzere davet ettiði Paris Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Siyasi Ýlimler Akademisi profesörlerinden Mösyö Gilbert Jidel?in Musul meselesi hakkýndaki görüþlerinden oluþur. Ömer Hakan Özalp?in çalýþmalarý neticesinde hazýrlanan Musul Raporu Raif Karadað?ýn eserinde belirttiði gibi kendi bakýþ açýsý deðildir: ?Bu eserin her satýrýndaki her kelime, virgülüne varýncaya kadar, yabancýlardan kurulu bir heyetin hazýrladýðý ve mensubu bulunduðu Cemiyet,i Akvam?ýn genel kuruluna verdiði gerekçeli raporun kendisidir.?



Günümüze geldiðimizde, etkilerini üzerimizden atamadýðýmýz 11 Eylül Olayý, Afganistan ve Irak savaþlarý göz önüne alýndýðýnda ortaya atýlan tarihin sonu ve medeniyetler çatýþmasý tezlerinin de Raif Karadað?ýn anlattýðý batýnýn þark siyasetinin neticesinde gerçekleþtiðini ve þarktan ziyade tüm dünyayý kapladýðýný açýkça görebiliriz. Bu siyasetin ana nedeni enerji, yani petrol, bu hammaddeyi elde etmek için yapýlan mücadeleler neticesinde yýkýlan devletlere en iyi örnek Osmanlý Ýmparatorluðu?dur. Türkiye?nin Ýngiltere ile yaþadýðý Musul sorununda da olduðu gibi, siyaset menfaat için yapýlýr, menfaatler de acýmak nedir bilmez; yakar ve yýkar.



Emre Yayýnlarý’nda Çýkan Eserleri :

1- Petrol Fýrtýnasý

2- Muhteþem Ýmparatorluðu Yýkanlar

3- Þark Meselesi

4- Musul Raporu


Bu biyografi daha önce 109 kiþi okumuþ.



R harfindeki diðer biyografileri göster
ÜYELER ÝÇÝN
 Kullanýcý
 Parola
 Kod

  Ücretsiz Üyelik
  Þifremi Unuttum
 
ÇOK ÝZLENENLER
+18 hande ataizi soyunuyor+18 (146331 kez izlendi.)
 
ÇOK OKUNANLAR
 

 :: Ana Sayfa :: Günün Haberleri :: Ýletiþim

  Siteden yararlanýrken gizlilik ilkelerini okumanýzý tavsiye ederiz.
© 2000-2006 Tüm haklarý saklýdýr. Ýzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayýnlanamaz.
Sayfa Üretimi: 0.0215  | Teknik Destek: Cizginet
Haberler artýk Outlook'ta