ADnet Reklamlarý Siz de reklam verin    
  Favorilere ekle | Açýlýþ Sayfasý Yap
Ana Sayfa Programlar Forum Video Ýletiþim

DMEQ :: Digital Media Excess Quad

  02 Aralýk 2008 Salý 21:49

 

DMEQ

 Biyografi

 Site Rehberi

 Þarký Sözü

 Video

 Forum

 Güzeller Galerisi

 Rüya Tabiri

 

Arama:

  SON DAKÝKA

Türkiye Haber Arþivi

 
 Mini Anket
Gelecek 1 Sene içerisinde Laptop almak istiyormusunuz?
Evet alacaðým
Hayýr almayacaðým
Fiyat düþmesini bekliyorum
2. Planda Düþünüyorum
Masaüstü Bilgisayarýmdan vazgeçmem
  
 
 GALERÝDEN

Ýlginç Ofis


Karakalem Çalýþmalarý


Araba Çizimleri

Genel
Oktay Sinanoðlu

Oktay Sinanoðlu; dünyanýn en genç yaþta profesör olmuþ kiþisi ve Nobel adayý. 1953 yýlýnda Ankara?da TED?in Yeniþehir Lisesini birincilikle bitirdi. O zaman lisenin eðitim dili tamamen Türkçe?ydi, takviyeli yabancý dil dersleri vardý, sonradan kolej oldu. TED tarafýndan Amerika?ya burslu Kimya Mühendisliði için gönderildi. 1956 yýlýnda Amerika Birleþik Devletleri Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley?de Kimya Mühendisliðini birincilikle bitirdi. 1957?de Amerika Birleþik Devletlerinde MIT?den birincilikle Yüksek Kimya Mühendisi oldu. Alfred Sloan ödülünü aldý. 1959?da Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley?de; Kuramsal Kimya Doktorasýný yaptý, doktorasýný yaparken iki ödül kazandý. 1959-1960 yýllarýnda Amerika Birleþik Devletleri Atom Enerjisi Merkezinde araþtýrmalar yaptý. 1961?de hem Harward, hem de Yale?de kendisinin yeni Nicem (?Kuvantum?)Kimyasý ve fiziði üzerine teorileri hakkýnda üst düzey derslerde yeni buluþlarýný anlattý. 1962 yýlýnda Batýnýn 300 yýlda en genç profesörü oldu (26 yaþýnda Yale Üniversitesinde); 1962 yýlýnda Ortadoðu Teknik Üniversitesi mütevelli heyeti yalnýz Oktay Sinanoðlu?na mahsus olmak üzere kendisine Danýþman Profesör unvanýný verdi. Türkiye?de de kuramsal kimya bölümünü kurdu. Ortadoðu Teknik Üniversitesinde eðitimin Türkçe olmasý için uðraþ verdi. Ama, tabii olmadý. 1964?de Moleküler Biyoloji konusunda ikinci kürsüsüne Yale Üniversitesine atandý. 1973?te Almanya?nýn en yüksek Aleksander von Humboldt Bilim Ödülünü ilk kazanan kiþi oldu. 1975?te Japonya?nýn Uluslararasý Seçkin Bilimci Ödülünü kazandý; yine 1975 yýlýnda özel kanunla Oktay Sinanoðlu?na ilk ve tek, Türkiye Cumhuriyeti Profesörü unvaný verildi. 1976?da Japonya?ya Türkiye Cumhuriyeti Özel Elçisi olarak gönderildi. Kendisi Türk-Japon kültür, bilim ve eðitim iliþkilerinin temellerini atmýþtýr. Amerika Bilim ve Sanat Akademisinin ilk ve tek Türk üyesidir. Hindistan?ýn Devlet Misafiri olarak, Hintli Bakanlarla ve Cumhurbaþkanýyla görüþmüþtür. Meksika?da ayný seviyede Üçüncü Dünya Baðýmsýzlýðý için çalýþmýþtýr. 1962?den günümüze dek ilk TÜBÝTAK Bilim Ödülünü, ilk Sedat Simavi ödülünü, 1992?de Bilgi Çaðý, 1995?te ÝLESAM Üstün Hizmet Ödülünü, ayrýca Yýlýn Fikir Adamý, Yýlýn Bilim Adamý ödüllerini aldý. Yýldýz Teknik, Yesevi Kazakistan ve benzeri bir çok kuruluþta profesör, mütevelli heyeti üyesi, Atatürk Kültür Kurumu asli üyesidir. 250 kadar uluslararasý bilimsel yayýný, bilim kuramlarý, çeþitli dillere çevrilmiþ kitaplarý vardýr. Türkiye?de de Türkçe pek çok yayýn yapmýþtýr. Deðiþik ülkelerde iki kez Nobel?e aday gösterilmiþtir.



HAKKINDA YAZILANLAR



Prof. Dr. Oktay Sinanoðlu: Asyalý olmakla övünüyorum

Aydýnlýk 18 Kasým 2001 SAYI: 748



"11 Eylülden kýsa bir süre önce Avrupa’da bilim adamlarýyla yapýlan toplantýda bir konuþma yaptým: "AB sizin olsun. Ben Asyalýyým ve Asyalý olmakla övünüyorum" dedim. Bizim sömürge aydýnlarýmýza duyururum ki beni ayakta alkýþladýlar. Çünkü insan tabiatýnda vardýr. Kendine itibarý olana herkes itibar eder. Sen kimliksiz, yýlýþýk olursan kimse seni ciddiye almaz. Kendi kafamýzla, kendi gönlümüzle birkaç sene içinde Avrupa’nýn bir numaralý devleti oluruz."





"Türk Aynþtayný" diye bilinen Prof. Dr. Oktay Sinanoðlu, Ulusal Kanal’da "Büyüteç" programýnda Adnan Akfýrat’ýn konuðu oldu. 26 yaþýnda ABD’nin en ünlü Üniversitesi Yale’de profesör ünvanýný kazanan, kimya, fizik, biyoloji alanlarýnda çok önemli katkýlarý bulunan Oktay Sinanoðlu, son yýllarda bütün enerjisini halký uyandýrmaya, kendine güvenmeyi öðretmeye harcýyor. Prof. Dr. Sinanoðlu, "Büyüteç" programýnda Atlantik uygarlýðýnýn ekonomik, kültürel ve bilimsel planda çöküþünü anlattý ve Asyalýlýðýnýn bilincine varan Türkiye’nin Asya’ya önderlik ederek, ABD ve Avrupa’daki köleleþtirilmiþ halklarý da kurtarabileceðini belirtti. Prof. Oktay Sinanoðlu Amerikan iþbirlikçilerine de kuvvetli uyarýlarda bulundu.

Arabaþlýklar Aydýnlýk tarafýndan konuldu.



"Ben yaptýklarýmý önce bu halk için yapmýþým, sonra insanlýk için yapmýþým. Hiçbir zaman ben profesör olayým, ünüm ortalýkta dolaþsýn diye yapmadým. Hayatýmla ilgili kitabý da halkýmýzýn özgüveninin kazanýlmasýna katkým olsun diye yaptým. Benim kendime yakýþtýrdýðým en güzel ünvan garibandýr. Bu samimi bir histir. Bu Asya’da vardýr. Samimi olarak vardýr. Aþýk Veysel ne güzel söylemiþ: ’Güzelliðin on para etmez þu bendeki aþk olmasa."



ADNAN AKFIRAT- 8 Aralýk 1996 günlü Aydýnlýk dergisinde sizinle yapýlan orta sayfa söyleþisinde Amerikan uygarlýðýnýn bilim, sanat ve kültür alanýnda büyük bir çöküþün içine girdiðini saptýyordunuz. 11 Eylül saldýrýsýyla birlikte bu saptama çok daha fazla kabul görmeye baþladý. Atlantik uygarlýðý yýldýzý hep parlayacak uygarlýk olarak tanýtýldý. Nasýl oldu da bu uygarlýk çöktü?

PNOF. DR. OKTAY SÝNANOÄžLU- 1996’da Ýþçi Partisi’nin düzenlediði Avrasya Seçeneði Kurultayý olmuþtu. Ben de orada konuþmuþtum. O zaman Doðu ülkelerinden gelenler vardý. Orada þunu söylemiþtim: Körfez Savaþý’ndan sonra baba Bush, "tek güç olarak biz kaldýk" diyordu. O kadar büyük konuþuyorlardý ki, Osmanlý’nýn çöküþünü hatýrladým Sokullu Mehmet Paþa zamanýnda Osmanlý donanmasý ilk defa büyük bir yenilgiye uðradýðýnda, devletin baþýndakiler "Bu millet isterse yeni donanmasýnýn yelkenlerini atlastan, direklerini som altýndan yapar" demiþlerdi. O laf çöküþün baþlangýcýdýr. Þimdi Amerika da böyle çok büyük laflar ediyor. Çöküþünü örtmeye çalýþýyor.



Ama çöküþün baþlangýcý daha eskilere gidiyor. 1963 yýlýnda Yale Üniversitesi’ndeyim, atom fiziðiyle ilgili nicel kuantumla ilgili yeni kurallarý geliþtiriyoruz. Bir gün akþam üstü aþaðýya ana büroya indim. Baktým sekreterler garip bir halde. Hayrola dedim. Kenedy’yi vurdular dediler. O akþam saat 8.30 sularýnda çýktým sokakta dolaþýyorum. Baktým Amerika’lýlar güle oynaya geziniyor, hiç umurlarýnda deðil. Çok iyi hatýrlýyorum. O gün, "Bugün Amerika’nýn çöküþünün birinci günüdür" dedim. Çünkü o zamana kadar Amerikan halký kendi devletine güvenirdi. O gün o güven yýkýldý. Devletin sürekli kendisine yalan söylediðini anladý. Ýkinci Dünya Harbi’nde Amerika halký hiç savaþa girmek istemezken Pearl Harbour baskýný tezgâhlandý. Donanmayý oturan ördek gibi oraya koydular. Saldýrý olacaðýný kaç gün önceden biliyorlardý. Körfez Savaþý’nýn nasýl tezgâhlandýðýný herkes biliyor. Yine bir tertiple katýldýðý Vietnam Harbi’nde de Amerika periþan oldu.



KUKLACILIK BÝLÝMÝNÝN KURAMI



Buradan Amerikan iþbirlikçilerine geçiyorum. Amerika’nýn Güney Vietnam’de birtakým yerli iþbirlikçileri vardý. Hiç unutmuyorum: Amerika oradan kaçarkan bu iþbirlikçiler, helikopterlerin tekerlerine asýlýyorlardý. Aman bizi de götürün diye. Bu sahneyi kimse unutmasýn! Amerika daima kendi kuklalarýný harcar. Kuklacýlýk biliminin kuramýný yapmýþtým. Kukla bir müddet sonra "vay ben neymiþim" demeye baþlar. Böyle deyince, Amerika 3- 5 sene sonra kuklayý temizler, yerine baþkasýný koyar.

Kuklalara iliþkin bir Amerikan televizyonunda izlediðim baþka bir olay daha var: New York’un ara sokaklarý çöplüktür, bir caddesi en zenginlerin oturduðu caddedir, bir arka sokaðýnda en sefil insanlar oturur. New York’ta hangi caddede yürüyeceðini bilmelisin. Bilmezsen býçaklanma ihtimalin çok büyüktür. Televizyonda böyle bir cadde gösteriyor. Orada yaþlý, Asyalý bir adam çöpçülük yapýyordu. Onu göstererek iþte diyor "bu adam Vietnam’da çok büyük mevkide görev yapan bir adamdý". Bu sahneyi de kimse unutmasýn. Bir ülkeyi mevki için satanlar bilsinler ki önce onlar harcanýr.



VÝETNAM SAVAÞI ÇÖKÜÞÜ HIZLANDIRDI

Vietnam Harbi’nden sonra özellikle Amerika’da büyük bir ahlaki çöküntü baþladý. Aslýnda ondan önce Amerikan toplumu mazbut insanlardan oluþurdu. Televizyonlarda öyle açýk saçýk filmler göremezdiniz. Zaman geçtikçe Amerikan televizyonarýnda ahlak bozucu yayýnlar arttý. Toplumun aile yapýsý çöktü, iþ ahlaký çöktü. Ýþ yapmadan para kazanma anlayýþý yerleþti. Bu arada Avrupa ekonomisi toparlandý, Asya ekonomisi büyümeye baþladý, Japonya bir atýlým yaptý. Daha önce Dünyada bütün teknik mamüller ilk Amerika’da yapýlýrdý. Fakat son yýllarda ne alsak baþka bir ülkenin malý çýkýyor. Amerikan ve Ýngiliz malýna kimse itibar etmemeye baþladý.

AKFIRAT- Bahsettiðiniz süreçte yönetici sýnýfýn da niteliðinin deðiþtiðini görüyoruz. Ticaret ve sanayi burjuvazisi kenara itildi, tekelci burjuvazinin rantçý, mafyalaþmýþ kesimi yönetimin merkezine geldi.

SÝNANOÄžLU- Bu olay Reagan döneminde baþladý. Amerika’da da üretim bitti. Avrasya Seçeneði Konferansý’nda þöyle demiþtim: "Amerika iki þey üretir, biri silah biri film. Ama asýl silah filmdir" dedim. Amerika’nýn içinden çürüdüðünü 1963’den beri anlatýyoruz.



ARTIK BÝLÝMSEL GELÝÞMELERÝN MERKEZÝ ABD DEÄžÝL

AKFIRAT- Bilim ve teknolojideki üstünlüðü sürdükçe Amerika’nýn yenilmesi mümkün deðildir deðerlendirmesi yapýlýyor. Gerçekten böyle mi?

SÝNANOÄžLU- 50 senedir büyük þeyler yaratmýþ bilim adamlarýna bakarsanýz çoðu Amerika’nýn yerlisi deðildir. Ayrýca Avrupa’da, Japonya’da da önemli bilimsel çalýþmalar var. Son yýllarda Çin’de muazzam bir bilim atýlýmý çýktý.

Amerika’daki takým da abartýldýðý gibi deðildir. Bunlar öyle akýllý adamlar da deðildir. Kaç tanesine doktora yaptýrdýk. Hepsi þimde Avrupa’da, Japonya’da profösör. Doktorasýný aðzýna kaþýkla vere vere yaptýk bu adamlarýn.



KÜRESEL KRALÝYETÇÝ TAKIM

Amerika yüz boyutlu, önemli çeliþmelerin yaþandýðý bir yer. Tepede birkaç milyon insan var. Amerika’yý Amerika yapan bu ekiptir. Geri kalan 270 milyonun çoðu son derece cahil býrakýlan insanlar. Amerikan halký orada bir çeþit köledir. Üst tabaka ile halk arasýndaki uçurum gittikçe büyüyor. Dünyadaki bir çok ülkenin parasýný, kaynaklarýný elinde tutarak, halklarý insafsýzca fakirleþtiren insanlýk düþmaný bir takým var. Ben bunlara yeni dünya düzenci ve "Küresel Kraliyetçi" takým diyorum. Bunlar sadece birtakým çokuluslu þirketlerle, tröstlerle sýnýrlý deðil. Bunlarýn ayrý dini, garip inanýþlarý var. "Tek dünya devleti, tek bayrak" derler ama burda kastedilen bütün ülkelerin insanlarýn katýlýmýyla gerçekleþen güzel bir dünya deðil. Bu bir iki milyon insan, birkaç yüz sene önce gizli cemiyetler kurmuþ, "dünyayý biz idare edeceðiz, dünyanýn geri kalan insanlarý insandan bile sayýlmaz, bunlarý istediðin kadar sömür, ne yaparsan yap" inanýþýnda olan insanlýk düþmaný bir alçak takýmdýr.



KÜRESEL KRALÝYETÇÝLERE ÝSYANLAR BAÞLADI

AKFIRAT- Bu takým, kapitalizmin emperyalist karakter kazandýðýnda ortaya çýkýyor deðil mi?

SÝNANOÄžLU- Kapitalizmi de ortaya çýkaran ayný zihniyettir. Bu yeni dünya düzeni yeni falan deðildir. 11 Eylül’den 10 gün önce Avrupa’da bilim adamlarýnýn katýldýðý bir toplantýdaydým. Birçok ülkeden insanlar kendi ülkesinde yapýlanlarý anlattý. Mesela Polonya’da son 10 yýldýr seçim kanunlarý, partiler kanunlarý falan konmuþ. Diyorlar ki bizim seçmiþ gibi göründüðümüz ama aslýnda bizim seçmediðimiz birtakým adamlar bu kanunlarla bir yerlere konuyor ve bunlar da hep yeni dünya düzenci takýmýn kuyruðu oluyorlar. Bunlar hangi partiden olursa olsun hükümete gelir gelmez anayasayý deðiþtirelim, topraklarý yabancý devletlere satalým önerileri getiriyorlar. Tahkimi getiriyorlar, ulusal hukuk yerine evrensel hukuku getirelim diyorlar. Bizim meslektaþlar ülke elden gidiyor diye aðlaþýyorlar. Tarýmý, hayvancýlýðý yok ettiler diyorlar. Biz bunlarý dinliyoruz ve "Allah Allah biz bunlarý bir yerden hatýrlýyoruz" diyoruz. Bir Ýngiliz kadýn çýktý Ýngiliz çiftçisinin durumunu anlattý. Ýngiltere’de çiftçinin canýna okumuþlar. Topraklarýný birkaç banka gelmiþ ellerinden almýþ. Kadýna "200 yýldýr Türkiye’de ne melanet olursa biz Ýngilizleri suçlardýk vay canýna size mi yapýlýyor" dedik. Meðerse onlara da yapýlýyormuþ. Þu ülke bu ülke, þu hükümet bu hükümet diye düþünmemek lâzým. Çünkü özellikle son yýllarda bütün ülkelerde Küresel Kraliyetçi, onlarýn maþalarý, gizli örgüt üyeleri biryerlere konuyor. Bütün olaylar buradan çýkýyor. Dünyanýn parasýnýn büyük çoðunluðu, gýdanýn yüzde 80’i iki üç bankaya yakýn þirkete ait. Küresel Kraliyetçilere ait. Bu Küresel Kraliyetçi alçaklara karþý bütün dünyada isyanlar baþlamýþtýr.



"Þu ülke bu ülke, þu hükümet bu hükümet diye düþünmemek lâzým. Çünkü özellikle son yýllarda bütün ülkelerde Küresel Kraliyetçiler egemen, onlarýn maþalarý, gizli örgüt üyeleri biryerlere konuyor. Dünyanýn parasýnýn büyük çoðunluðu, gýdanýn yüzde 80’i iki üç bankaya yakýn þirkete ait. Küresel Kraliyetçilere ait. Bu Küresel Kraliyetçi alçaklara karþý bütün dünyada isyanlar baþlamýþtýr."



GÜÇLERÝ GÝZLÝLÝKTEN GELÝYORDU

AKFIRAT- Fakat Küresel Kraliyetçilerin hesaplarýnýn artýk tutmadýðýný, büyük amaçlarýna ulaþmaktan giderek uzaklaþtýklarýný da görüyoruz.

SÝNANOÄžLU- Benim bir kuramým var. Büyük devletlerin asýl gücü gizlilikten gelir. Burada bir çeliþki de ortaya çýkýyor. Gizli olabilmesi için az sayýda insanýn bunu bilmesi lâzým, fakat bir sürü iþ yapman için de birçok insana ihtiyacýn var. Kadroyu geniþlettikçe gizlilik azalýr. O zaman þöyle yaparsýn: Önüne gizli bir cemiyet kurarsýn, onun önüne biraz daha az gizlisini kurarsýn, onun önüne açýk görünen ama gayesi gizli bir cemiyet kurarsýn. Üsttekiler altakileri bilir fakat alttakiler üstekileri bilmez. Alttakiler robottur. Bütün bu tedbirlere raðmen bu bilgiler yayýlmaya baþladý. Güç gizlilikten geldiðine göre gizliliðin bitmesi gücün bitmesi demektir. Ýstediði kadar parasý olsun. Çöküþü önleyemez. Dolayýsýyla bu alçaklarýn defterlerinin dürülme safhasý baþlamýþtýr. Türkiye burada Asya’ya önderlik edecek böylece Avrupalý, Amerikalý köle haline getirilmiþ halklarý da kurtaracaklardýr.



ASYALI OLMAKLA ÖVÜNÜYORUM

AKFIRAT- Siz bundan birkaç yýl önce Avrupa’daki bir toplantýda "ben Asyalýyým" demiþtiniz.

SÝNANOÄžLU- Ben önce Amerika ile Avrupa ile çok haþýr neþir oldum. Fakat 1975 yýlýnda Japonya üstün bilimci ödülünü vermiþlerdi, Japonya’ya gittim. Kendimi çok rahat hissettim. Kendi kültürümüze çok benziyor. Asýl uygarlýðýn Asya’da olduðunu gördük. 11 Eylülden kýsa bir süre önce Avrupa’da bilim adamlarýyla yapýlan toplantýda bir konuþma yaptým: "Þimdi siz diyeceksiniz ki ’biz bunlarý AB’ye almýyoruz’, bana acýyorsunuzdur falan dedim. Ama ben AB falan istemiyorum. Halkýmýzýn çoðu da istemiyor. Yine sizin dediðiniz gibi bizim de baþýmýza konulan birileri kaç senedir illa AB’ye gireceðiz falan diyor. AB sizin olsun. Ben Asyalýyým ve Asyalý olmakla övünüyorum" dedim. Bizim sömürge aydýnlarýmýza duyururum ki beni ayakta alkýþladýlar. Çünki insan tabiatýnda vardýr. Kendine itibarý olana herkes itibar eder. Sen kimliksiz yýlýþýk, olursan kimse seni ciddiye almaz. Kendi kafamýzla, kendi gönlümüzle birkaç sene içinde Avrupa’nýn bir numaralý devleti oluruz.



"Amerika daima kendi kuklalarýný harcar. Kuklacýlýk biliminin kuramýný yapmýþtým. Kukla bir müddet sonra "vay ben neymiþim" demeye baþlar. Böyle deyince, Amerika 3- 5 sene sonra kuklayý temizler, yerine baþkasýný koyar. Bir ülkeyi mevki için satanlar bilsinler ki önce onlar harcanýr."



ASYA KÜLTÜRÜNDE BÝREYCÝLÝK YOK

AKFIRAT- Ýþ Bankasý yayýnlarýndançýkan sizin hayatýnýzý konu alan "Türk Aynþtayný" kitabýnýzý hazýrlayan Emine Çaykara özel hayatýnýzla ilgili bilgi almanýn çok zor olduðundan þikayet ediyor. Bu da bir Asya kültürü. Siz 26 yaþýnda profösör olmuþsunuz, dünyanýn çeþiti yerlerinde öðrenciler yetiþtirmiþsiniz. Kamuoyu bunlarý bilmiyor.

SÝNANOÄžLU- Ben bunlarý önce bu halk için yapmýþým, sonra insanlýk için yapmýþým. Halkýmýzýn özgüvenin kazanýlmasýna katkým olsun diye yaptým. Hiçbir zaman ben profesör olayým, ünüm ortalýkta dolaþsýn diye yapmadým. Bu kitabý da halka faydasý olacaðýný umduðumuz meseleleri anlatmak için görev olarak hazýrladýk. Deneyimlerimizden çýkan sonuçlarý, onlarýn yolunu açmaya faydasý olabilir diye anlatýyoruz. Kendimizi övmek için deðil. Benim kendime yakýþtýrdýðým en güzel ünvan garibandýr. Bu samimi bir histir. Bu Asya’da vardýr. Samimi olarak vardýr. Aþýk Veysel ne güzel söylemiþ: "Güzelliðin on para etmez þu bendeki aþk olmasa"

AKFIRAT- Çok teþekkür ederiz.


Bu biyografi daha önce 713 kiþi okumuþ.



O harfindeki diðer biyografileri göster
ÜYELER ÝÇÝN
 Kullanýcý
 Parola
 Kod

  Ücretsiz Üyelik
  Þifremi Unuttum
 
ÇOK ÝZLENENLER
+18 hande ataizi soyunuyor+18 (146876 kez izlendi.)
 
ÇOK OKUNANLAR
 

 :: Ana Sayfa :: Günün Haberleri :: Ýletiþim

  Siteden yararlanýrken gizlilik ilkelerini okumanýzý tavsiye ederiz.
© 2000-2006 Tüm haklarý saklýdýr. Ýzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayýnlanamaz.
Sayfa Üretimi: 0.0274  | Teknik Destek: Cizginet
Haberler artýk Outlook'ta